Hiç düşündün mü? Bir mesaja saatlerce takılabiliyoruz ama namazda birkaç dakikalık dikkati korumakta zorlanıyoruz. İnsanların bizim hakkımızda ne düşündüğünü günlerce düşünebiliyoruz ama Rabbimizin bizden razı olup olmadığını aynı yoğunlukla düşünemiyoruz. Küçücük dünya meseleleri için endişeleniyor, hırslanıyor, üzülüyor, yoruluyoruz; fakat sonsuz hayatımız söz konusu olduğunda aynı gayreti her zaman gösteremiyoruz.
Aslında mesele duygularımızın olmaması değil. Hepimizde hırs var, merak var, sevgi var, endişe var, azim var. Sorun bazen onları nereye harcadığımızda ortaya çıkıyor. Sanki elimize çok kıymetli bir hazine verilmiş de biz onu değersiz şeylere harcıyor gibiyiz.
Düşünsene… Önünde iki yol olsa. Biri birkaç dakikalık, diğeri sonsuzluğa uzanan bir yol. Hangisine daha çok yatırım yapardın? Akıl bunu biliyor aslında. Fakat nefis peşin olanı seviyor. Hemen görebildiği şeyi önemsiyor. Bu yüzden bazen bütün enerjimizi geçici şeylere verip kalıcı olanı ikinci plana atabiliyoruz.
Belki de ihtiyacımız olan şey daha fazla duyguya sahip olmak değil; sahip olduğumuz duyguları doğru yere yönlendirmek. Dünyayı tamamen bırakmak değil elbette. Ama dünyanın hak ettiği kadarını dünyaya, ahiretin hak ettiği kadarını da ahirete verebilmek…




