“İnanmak istiyorum ama içimde bazı şüpheler var.” Bu cümle sana da tanıdık geliyor mu?
Böyle hissettiğin için suçlu hissedebilirsin, çünkü çoğumuz bu yanılgıya düşmüşüzdür.
Oysa samimi bir şekilde hakikati aramak ile inkar etmek için sorular sormak birbirinden çok farklı…
Bir çocuk gökyüzüne bakıp “Bu yıldızlar nasıl duruyor?” diye sorduğunda bilgiye ulaşmak ister. İman yolculuğundaki birçok soru da böyle işte. İnsan anlamak ister. Kalbi tatmin olmak ister.
Aslında sorgulamak bir suç değil hatta niyetimiz temiz olduğu sürece ibadet bile, biliyor musun?
Çünkü taklit ederek inanmak başka, neden inandığını bilmek başka. Hatta Rabbimizin istediği iman tam da budur. “Hiç akletmez misiniz?” tarzında çokça ayet var…
Bugün birçok genç şu sorularla mücadele ediyor:
Allah neden görünmüyor?
Neden bu kadar kötülük var?
Kader ile özgür irade nasıl birlikte olabilir?
Ölümden sonra gerçekten hayat var mı?
Bu soruların varlığı imansız olduğumuzu göstermez. Cevap aradığımızı gösterir.
Önemli olan, sorularımızın peşinden giderken doğru kaynaklara yönelmek.
Belki bugün zihninde cevap bekleyen birçok soru var. Ama unutma: Allah, samimi bir kalbin arayışından rahatsız olmaz. Çünkü O, kendisini tanımamızı isteyen Rabbimizdir.
Bazen bir soru, yıllarca ezberle yaşanmış bir inancı; tahkik edilmiş, sağlam ve sarsılmaz bir imana dönüştüren ilk adım olabilir. Zaten bu makaleyi okuyorsan, o adımı çoktan atmışsın bile, değil mi? 🫂🤍




